Göney Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde yürüttüğümüz hukuk pratiğinin yanında akademik çalışmaların da güncel hukuk tartışmalarına katkı sunmasını önemsiyoruz. Çocuk hakları, bilişim hukuku ve sosyal medya alanında yürüttüğüm yüksek lisans çalışması, daha sonra kitaplaştırılarak “Bilişim Hukukunda Çocuğun Dijital Haklarının Sosyal Medyada Korunması” adıyla yayımlandı. Kitabı satın almak için linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Bilişim Hukukunda Çocuğun Dijital Haklarının Sosyal Medyada Korunması
2024 yılında hazırladığım yüksek lisans tezinde, çocukların sosyal medya kullanımının yaş sınırıyla düzenlenmesi gerektiğini savundum. Çalışmada çocukların kişilik haklarının dijital ortamda korunması, sosyal medya platformlarının sorumluluğu, çocukların kişisel verileri ve yaşa bağlı rıza ehliyeti gibi konuları ele aldım.
Tezde özellikle çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yaş sınırı üzerinde durdum. Literatürde ergenlik döneminin 12 yaş itibarıyla başladığının kabul edildiğini belirterek, rıza ehliyetinin 13 yaş olarak belirlenmesinin uygun olacağı görüşünü savundum. Ayrıca çocukların sosyal medyada korunması bakımından, Amerika Birleşik Devletleri örneğinde olduğu gibi çocuklara özgü ayrı bir yasal düzenlemenin daha faydalı olabileceğini ifade ettim.
Tezimde Yazmıştım, Yönetmelik Haline Geldi
10 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik”, çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yaş temelli sınırlamayı artık açık bir hukuki düzenleme düzeyine taşıdı.
Yönetmeliğin 5. maddesiyle sosyal ağ sağlayıcının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacağı düzenlendi. Böylece 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medya platformlarına kayıt olması ve bu platformlardan hizmet alması sınırlandırıldı.
Benim 2024 tarihli yüksek lisans tezimde önerdiğim yaş sınırı 13, 2026 tarihli düzenlemede kabul edilen yaş sınırı ise 15 oldu. Dolayısıyla iki metin aynı yaş sınırını benimsemiyor. Buna karşılık, çocukların sosyal medya kullanımının yalnızca ebeveyn tercihine veya platform politikalarına bırakılmaması ve yaşa dayalı hukuki bir sınır getirilmesi gerektiği yönündeki temel yaklaşım, tezde tartıştığım meseleyle doğrudan örtüşüyor.
Tezimde Ne Önermiştim?
2024 yılında başarıyla kabul edilen ve kitap haline getirilen Bilişim Hukukunda Çocuğun Dijital Haklarının Sosyal Medyada Korunması başlıklı yüksek lisans tezimde, çocukların sosyal medya kullanımına bir yaş sınırı getirilmesi gerektiğini savunmuştum.
Tezimde şu değerlendirmeye yer vermiştim:
“Çocukların kişilik haklarının sosyal medyada korunması açısından, Amerika Birleşik Devletleri örneğinde olduğu gibi çocuklara özel bir yasanın kabul edilmesi daha faydalı olabilecektir (…) Literatürde ergenlik döneminin 12 yaş itibariyle başladığı kabul edilmektedir. Bu nedenle rıza ehliyetinin 13 yaş olarak belirlenmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.”
Alara Naz Göney – Bilişim Hukukunda Çocuğun Dijital Haklarının Sosyal Medyada Korunması, 2024, s. 175-176.
Akademik Çalışmadan Güncel Mevzuata
2024 yılında akademik çalışma kapsamında tartıştığım çocukların sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi meselesinin, 2026 yılında somut bir hukuki düzenlemenin konusu haline gelmesi çalışmanın güncelliğini ayrıca ortaya koyuyor.
Tezde önerdiğim 13 yaş sınırı ile düzenlemede kabul edilen 15 yaş sınırı farklı olmakla birlikte, temel hukuki problem aynı: çocukların dijital ortamda korunması için sosyal medya kullanımının yaşa bağlı kurallara tabi tutulması.
Çocuk hakları ve bilişim hukuku, akademik çalışmalarımın temel ilgi alanları arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle çocukların dijital ortamda korunması, sosyal medya platformlarının sorumluluğu ve teknolojik gelişmeler karşısında çocuk haklarının nasıl güvence altına alınacağına ilişkin hukuki gelişmeleri takip etmeyi ve bu alandaki çalışmaları sürdürmeyi amaçlıyorum.
