
Boşanma sürecinde en çok uyuşmazlık çıkan konulardan biri, evlilik boyunca edinilen malvarlığının nasıl paylaşılacağıdır. Eşlerin birlikte yaşadığı ev, satın alınan araç, banka hesapları, birikimler, şirket payları, taşınmazlar ve diğer malvarlığı değerleri boşanma sonrasında ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulur. Burada en önemli nokta, “boşanma halinde her şey yarı yarıya bölünür” düşüncesinin her durumda doğru olmamasıdır. Mal paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimine, malın ne zaman ve nasıl edinildiğine ve o mala ilişkin kişisel mal iddiası bulunup bulunmadığına göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu’nda eşler arasındaki mal rejimleri ve edinilmiş mallara katılma rejiminin temel kuralları düzenlenmiştir. Evlilik tarihi, tarafların varsa mal rejimi sözleşmesi, malın edinildiği tarih ve ödemenin kaynağı paylaşım hesabında önem taşır. Özellikle uzun süren evliliklerde çok sayıda taşınmaz, araç, banka hesabı ve yatırımın bulunması halinde her malvarlığı unsurunun ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Kadıköy’de boşanma ve mal paylaşımı süreci yürüten eşler açısından da dava açılmadan önce malvarlığının envanterinin çıkarılması, hangi malların edinilmiş mal hangi malların kişisel mal olduğunun belirlenmesi ve olası alacak taleplerinin hesaplanması gerekir. Mal paylaşımı davası, boşanmanın duygusal boyutundan ayrı olarak teknik bir hesaplama ve ispat sürecidir.
Boşanmada Mal Paylaşımı Ne Anlama Gelir?
Boşanmada mal paylaşımı, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi üzerine malvarlığı değerlerinin tasfiye edilmesini ifade eder. Tasfiye sırasında her mal doğrudan ikiye bölünmez. Öncelikle tarafların kişisel malları ile edinilmiş malları birbirinden ayrılır, ardından kanunda öngörülen hesaplamalar yapılır.
Türkiye’de 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler başka bir mal rejimini sözleşmeyle seçmemişse bu rejim uygulanır. Bu nedenle mal paylaşımı yapılırken yalnızca malın kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaz. Tapunun veya aracın yalnızca bir eş adına olması, o malın kesin olarak yalnızca o eşe ait olduğu anlamına gelmez.
Asıl mesele, malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğidir.
Edinilmiş Mal Nedir?
Edinilmiş mal, eşlerin evlilik birliği devam ederken emekleri karşılığında elde ettikleri malvarlığı değerlerini ifade eder.
Çalışma karşılığı alınan maaş ve ücretler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsamda değerlendirilir.
Örneğin evlilik devam ederken eşlerden birinin maaşıyla satın alınan bir araç, yalnızca o eşin adına kayıtlı olsa bile kural olarak edinilmiş mal niteliği taşır. Aynı şekilde evlilik sırasında birikim yapılarak alınan taşınmaz da edinilmiş mal olarak tasfiyeye girer.
Burada kayıt sahibinden çok malın edinilme şekli belirleyicidir.
Kişisel Mal Nedir?
Kişisel mallar, mal paylaşımında edinilmiş mallar gibi tasfiyeye tabi tutulmaz. Kanunda kişisel mal sayılan değerler açıkça düzenlenmiştir.
Eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşyalar, evlilikten önce sahip olduğu mallar, miras yoluyla gelen malvarlığı değerleri ve karşılıksız kazanımlar kişisel mal kapsamında değerlendirilir.
Örneğin eşlerden biri evlilik sırasında ailesinden miras kalan bir daireyi edinmişse bu taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Aynı şekilde evlenmeden önce satın alınmış bir ev de kişisel mal niteliğindedir.
Ancak kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki para hareketleri, ilerleyen aşamada değer artış payı veya denkleştirme taleplerini gündeme getirir. Bu nedenle bir malın yalnızca “miras kaldı” veya “evlilikten önce alınmıştı” denilerek dosyadan tamamen çıkarılması her zaman mümkün değildir.
2002 Yılından Önce Yapılan Evliliklerde Mal Paylaşımı
1 Ocak 2002 tarihi mal paylaşımı bakımından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten önce yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimiydi. 1 Ocak 2002’den sonra ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaya başladı.
Evlilik 2002’den önce yapılmış ve eşler başka bir rejim seçmemişse, 1 Ocak 2002’ye kadar olan dönem ile bu tarihten sonraki dönem ayrı değerlendirilir.
Örneğin 1995 yılında evlenen bir çiftin 1998 yılında aldığı taşınmaz ile 2010 yılında aldığı taşınmaz aynı kurallara tabi değildir. Bu nedenle uzun süreli evliliklerde malın edinildiği tarihin doğru tespit edilmesi önem taşır.
Evin Tapusu Tek Eşin Üzerindeyse Diğer Eş Hak Talep Edebilir mi?
Evet. Taşınmazın yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan talepte bulunmasına engel değildir.
Eğer taşınmaz evlilik sırasında edinilmiş mal niteliğinde kazanılmışsa, tasfiye sırasında diğer eş lehine katılma alacağı gündeme gelir.
Bu nedenle “tapuda benim adım yazıyor, ev tamamen benimdir” yaklaşımı mal rejimi bakımından doğru değildir. Tapu kaydı mülkiyetin kimin adına olduğunu gösterir; fakat mal rejiminden kaynaklanan alacak hesabı ayrıca yapılır.
Aynı durum araçlar ve diğer kayıtlı mallar bakımından da geçerlidir.
Evlilikten Önce Alınan Ev Paylaşıma Girer mi?
Evlilikten önce alınan bir taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Ancak bu taşınmaza evlilik sırasında ortak bütçeden ödeme yapılmışsa veya diğer eşin katkısı bulunuyorsa farklı alacak talepleri gündeme gelir.
Örneğin evlilikten önce satın alınan bir evin kredi taksitlerinin önemli bölümü evlilik sırasında ödenmiş olabilir. Böyle bir durumda taşınmazın tamamının edinilmiş mal olduğu söylenmez; ancak evlilik sırasında yapılan ödemeler ve bunların taşınmazın değerine etkisi dikkate alınır.
Bu tür dosyalarda satın alma tarihi, kredi sözleşmeleri, banka kayıtları ve ödeme tarihleri önem taşır.
Miras Kalan Mal Paylaşıma Girer mi?
Miras yoluyla edinilen mal kural olarak kişisel maldır ve boşanma sırasında edinilmiş mal gibi paylaşılmaz.
Örneğin eşlerden birine anne veya babasından miras kalan bir ev, arsa veya para kişisel mal niteliğindedir. Ancak miras kalan taşınmazın kira geliri veya kişisel maldan elde edilen bazı gelirler, mal rejimi bakımından ayrıca değerlendirilir.
Ayrıca miras kalan para başka bir malın satın alınmasında kullanılmışsa paranın kaynağının ispatı önem kazanır.
Bu nedenle “bu mal mirastan geldi” iddiasının banka kayıtları, mirasçılık belgeleri veya tapu belgeleriyle ortaya konulması gerekir.
Aileden Gelen Para ile Alınan Ev Ne Olur?
Eşlerden birinin ailesinin verdiği parayla ev alınması mal paylaşımı davalarında sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.
Burada paranın eşe bağış olarak mı verildiği, iki eşe birlikte mi sağlandığı veya borç niteliğinde mi olduğu önem taşır. Aileden gelen karşılıksız para yalnızca bir eşe verilmişse kişisel mal iddiası gündeme gelir.
Ancak bu iddianın ispatlanması gerekir. Para transferlerinin banka üzerinden yapılmış olması, açıklamalar, tanıklar ve diğer belgeler değerlendirilir.
Yıllar sonra “evi annem aldı” şeklindeki soyut bir beyan tek başına yeterli olmaz. Paranın gerçekten nereden geldiği ve hangi amaçla verildiği somutlaştırılmalıdır.
Kredi ile Alınan Mallar Nasıl Paylaşılır?
Evlilik sırasında kredi kullanılarak alınan ev ve araçlarda ödeme tarihleri önem taşır. Özellikle kredi taksitlerinin bir kısmının evlilik içinde, bir kısmının boşanma sonrasında ödenmiş olması hesaplamayı teknik hale getirir.
Mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallardan yapılan ödemeler ile sonrasında gerçekleştirilen ödemeler birbirinden ayrılır. Taşınmazın veya aracın tasfiye tarihindeki değeri ile yapılan ödeme oranları birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle krediyle alınan mallarda yalnızca satın alma bedeline bakılmaz. Kredi sözleşmeleri, ödeme planları ve banka hareketlerinin dosyaya alınması gerekir.
Katılma Alacağı Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonunda eşlerden birinin diğer eşten talep ettiği alacaklardan biri katılma alacağıdır.
Tasfiye sırasında eşlerin edinilmiş mallarının artık değerleri hesaplanır. Kural olarak her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Ancak bu hesap “bütün malların değerini toplayıp ikiye bölmek” kadar basit değildir. Mallara ilişkin borçlar, kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı, değer artış payları, eklenecek değerler ve denkleştirmeler hesaplamaya dahil edilir.
Bu nedenle özellikle taşınmazların, şirket paylarının veya yüksek değerli yatırımların bulunduğu dosyalarda bilirkişi incelemesi yapılır.
Değer Artış Payı Alacağı Nedir?
Eşlerden biri diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa değer artış payı alacağı gündeme gelir.
Örneğin eşlerden birinin kişisel malı olan bir taşınmazın satın alınması veya büyük ölçüde yenilenmesi için diğer eş kendi parasını kullanmış olabilir. Bu katkının taşınmazın değerine etkisi hesaplanır.
Değer artış payı alacağı ile katılma alacağı birbirinden farklıdır. Aynı dosyada her iki talebin de bulunması mümkündür.
Bu nedenle mal paylaşımı davasında yalnızca malların listesini çıkarmak yeterli değildir. Her mala hangi eşin hangi kaynaktan katkı yaptığı ayrıca incelenmelidir.
Ev İşlerini Yapmak Mal Paylaşımında Katkı Sayılır mı?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde çalışan eş ile ev işleri ve çocuk bakımıyla ilgilenen eş arasında “maaşı kim kazandı?” şeklinde bir ayrım yapılmaz.
Bir eşin gelir getiren bir işte çalışmaması, evlilik sırasında edinilen mallardan hiçbir hak alamayacağı anlamına gelmez. Yasal mal rejiminin temel amacı, evlilik birliği sırasında ortaya çıkan ekonomik değerin tasfiyesini düzenlemektir.
Bu nedenle “evi ben çalışarak aldım, eşim çalışmıyordu” savunması tek başına mal paylaşımı hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu konu özellikle uzun süre ev ve çocuk bakımını üstlenen eşler açısından önemlidir.
Banka Hesapları ve Birikimler Paylaşıma Girer mi?
Evlilik sırasında elde edilen gelirlerden yapılan banka birikimleri edinilmiş mal kapsamında değerlendirilir.
Vadeli hesaplar, yatırım hesapları, döviz, altın ve diğer finansal varlıklar da mal rejimi tasfiyesinde gündeme gelir.
Hesabın yalnızca bir eş adına olması sonucu değiştirmez. Paranın kaynağı ve hangi dönemde edinildiği belirleyicidir.
Boşanma süreci öncesinde hesaplardan yüksek tutarlı para çekilmesi veya başka kişilere transfer yapılması halinde bu işlemler de incelenir. Mal kaçırma amacı taşıyan işlemler tasfiye hesabını etkiler.
Eş Boşanmadan Önce Malları Başkasına Devrederse Ne Olur?
Boşanma sürecinde sık karşılaşılan sorunlardan biri, eşlerden birinin mal paylaşımını azaltmak amacıyla malları üçüncü kişilere devretmesidir.
Kanun, mal rejiminin tasfiyesinde bazı karşılıksız kazandırmalar ve diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirlerin hesaba eklenmesine imkan tanır.
Bu nedenle bir taşınmazın dava açılmadan kısa süre önce aile bireylerinden birine devredilmiş olması veya önemli miktarda paranın hesaptan çıkarılması ayrıca incelenir.
Her devir otomatik olarak geçersiz sayılmaz. İşlemin niteliği, tarihi, bedeli ve amacı araştırılır.
Mal kaçırma şüphesi varsa tapu kayıtlarının, banka hareketlerinin ve diğer malvarlığı kayıtlarının dava öncesinde incelenmesi gerekir.
Şirket Hisseleri Mal Paylaşımına Girer mi?
Eşlerden birinin şirket ortağı olması halinde şirket hisselerinin mal rejimi tasfiyesindeki durumu da değerlendirilir.
Şirket payının evlilikten önce mi yoksa evlilik sırasında mı edinildiği, sermaye artışlarının hangi kaynakla yapıldığı ve şirket payının güncel değeri önem taşır.
Burada şirketin malvarlığı ile eşin sahip olduğu şirket payını birbirinden ayırmak gerekir. Şirkete ait taşınmaz doğrudan eşin kişisel malı değildir; eşin şirketteki ortaklık payının değeri üzerinden değerlendirme yapılır.
Şirket hisselerinin bulunduğu boşanma dosyaları, değerleme ve finansal inceleme gerektirdiği için teknik niteliktedir.
Kripto Para ve Yatırım Hesapları Mal Paylaşımında Dikkate Alınır mı?
Mal paylaşımı yalnızca ev, araba ve banka hesabıyla sınırlı değildir. Evlilik sırasında edinilen kripto varlıklar, hisse senetleri, yatırım fonları ve diğer finansal araçlar da mal rejiminin tasfiyesi kapsamında değerlendirilir.
Bu tür varlıklarda en önemli sorunlardan biri tespit ve değerlemedir. Hesap hareketleri, alım tarihleri ve varlıkların hangi kaynakla edinildiği incelenir.
Özellikle dijital varlıkların başka hesaplara transfer edilmiş olması halinde delillerin doğru şekilde toplanması önem taşır.
Malvarlığı hareketlerinin, banka kayıtlarının ve diğer finansal belgelerin boşanma davasında nasıl delil olarak kullanılabileceği hakkında “Çekişmeli Boşanma Davasında Deliller” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımına Dahil midir?
Ziynet eşyaları ile mal rejimi tasfiyesi aynı hukuki konu değildir. Düğünde takılan altınların kime ait olduğu ve iade edilip edilmeyeceği ayrı bir alacak uyuşmazlığı olarak değerlendirilir.
Bu nedenle mal paylaşımı hesabı yapılırken ziynet eşyalarını otomatik olarak edinilmiş mallara dahil etmek doğru değildir.
Ziynet eşyalarının kimde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı ve ortak ihtiyaçlar için kullanılıp kullanılmadığı ayrı delil ve ispat sorunlarını doğurur.
Bu konu için ayrıca hazırlayacağımız “Ziynet Alacağı Davası” yazısında ayrıntılı değerlendirme yapmak daha doğru olur.
Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Düzenlenir?
Anlaşmalı boşanmada taraflar mal paylaşımını protokolde düzenleyebilir. Hangi taşınmazın kimde kalacağı, araçların devri, banka hesapları ve tarafların birbirlerinden başka malvarlığı talebi bulunup bulunmadığı açık şekilde yazılmalıdır.
Belirsiz ifadeler ileride yeni davalara yol açar. “Taraflar mallarını kendi aralarında paylaşmıştır” gibi genel bir cümle her durumda yeterli koruma sağlamaz. Hangi malın hangi tarafa bırakıldığı ve tarafların hangi taleplerden feragat ettiği açıkça belirlenmelidir.
Mal paylaşımı hükümlerinin anlaşmalı boşanma protokolünde nasıl düzenlenebileceği hakkında “Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?” yazımızı inceleyebilirsiniz.
Özellikle yüksek değerli taşınmazların veya şirket hisselerinin bulunduğu dosyalarda protokol imzalanmadan önce mal rejimi hesabının yapılması gerekir. Tarafın hakkının ne olduğunu bilmeden genel bir feragat hükmünü kabul etmesi ciddi ekonomik kayıp doğurur.
Çekişmeli Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Aynı Davada Yapılır mı?
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi hukuken farklı taleplerdir. Uygulamada mal paylaşımı davası ayrı olarak yürütülür.
Mal rejiminin sona ermesi boşanma davasının açıldığı tarihle bağlantılıdır. Ancak tasfiye hesabının sonuçlandırılması bakımından boşanma kararının kesinleşmesi önem taşır.
Bu nedenle çekişmeli boşanma sürecinde bir yandan kusur, velayet, nafaka ve tazminat tartışılırken diğer yandan malvarlığının korunmasına ilişkin önlemlerin de değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle malların devredilmesi riski bulunuyorsa davanın sonucunu beklemek hak kaybına yol açar.
Boşanmada Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Boşanma davasındaki kusur ile mal paylaşımı birbirinden farklı hukuki alanlardır. Eşlerden birinin boşanmada daha ağır kusurlu olması, kural olarak mal rejiminden doğan bütün haklarını kaybetmesi anlamına gelmez.
Ancak kanunda belirli özel durumlar bakımından farklı sonuçlar öngörülmüştür. Özellikle zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun şekilde azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Bu nedenle kusurun mal paylaşımı üzerinde hiçbir etkisi olmadığı da, her kusurlu eşin mal paylaşımı hakkını kaybettiği de söylenemez. Boşanma sebebi ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.
Mal Paylaşımında Malların Değeri Hangi Tarihe Göre Belirlenir?
Mal paylaşımı davalarında en çok karıştırılan konulardan biri değerleme tarihidir.
Malın edinildiği tarihteki satın alma bedeli ile tasfiye sırasında sahip olduğu değer aynı olmayabilir. Özellikle İstanbul’daki taşınmazlarda yıllar içinde önemli değer artışları meydana gelir.
Tasfiye hesabında kanunda belirlenen değerleme esasları uygulanır ve taşınmazların güncel sürüm değerlerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yapılır.
Bu nedenle yıllar önce düşük bir bedelle satın alınan taşınmazın paylaşım hesabının yalnızca eski tapu bedeli üzerinden yapılacağı düşünülmemelidir.
Mal Paylaşımı Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Tapu kayıtları, araç kayıtları, banka hesapları, kredi sözleşmeleri, ödeme belgeleri, şirket kayıtları ve vergi kayıtları mal paylaşımı davalarının temel delilleri arasındadır.
Bir malın kişisel mal olduğu ileri sürülüyorsa bu iddianın kaynağı ayrıca ispatlanmalıdır. Örneğin evin miras kalan parayla satın alındığı iddia ediliyorsa mirasın geldiğini ve paranın daha sonra taşınmaz alımında kullanıldığını gösteren para hareketleri önem taşır.
Aileden gelen para, düğün altınlarının kullanılması veya evlilikten önceki birikimlerin yeni mala aktarılması gibi iddialar da deliller üzerinden değerlendirilir.
Bu nedenle mal paylaşımı davalarında finansal kayıtların mümkün olduğunca erken toplanması önem taşır.
Mal Paylaşımı Davasında Bilirkişi İncelemesi
Mal rejimi tasfiyesi çoğu zaman bilirkişi incelemesi gerektirir. Özellikle taşınmazların, şirket paylarının ve karmaşık banka hareketlerinin bulunduğu dosyalarda mahkeme uzmanlardan rapor alır.
Bilirkişi, dosyadaki kayıtları inceleyerek malvarlığı değerlerini ve tarafların alacaklarını hesaplar.
Ancak bilirkişi raporu mahkemenin yerine geçmez. Rapordaki hukuki veya matematiksel hatalara itiraz edilebilir. Kullanılan değerleme tarihinin, ödeme oranlarının veya kişisel mal iddialarının yanlış değerlendirilmesi halinde rapora karşı ayrıntılı itiraz hazırlanması gerekir.
Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan taleplerde sürelere dikkat edilmesi gerekir. Boşanma kararının kesinleşme tarihi bu açıdan önem taşır.
Tarafların yıllar sonra malvarlığı konusunda uyuşmazlık yaşamamak için boşanma sonrası süreci gereksiz şekilde bekletmemesi gerekir. Süre hesabının yanlış yapılması doğrudan hak kaybına neden olur.
Ayrıca mal paylaşımı talebi ile tapu iptal ve tescil, katkı payı veya başka malvarlığı taleplerinin hukuki niteliği aynı değildir. Bu nedenle hangi talebin ileri sürüldüğünün doğru belirlenmesi gerekir.
Mal Paylaşımında Evin Satılması Şart mıdır?
Mal paylaşımı davasının sonucu her zaman evin fiziksel olarak ikiye bölünmesi veya satılması değildir.
Mal rejimi tasfiyesi çoğu zaman para alacağı üzerinden sonuçlanır. Taşınmaz eşlerden birinin adına kayıtlı kalırken diğer eş lehine mal rejiminden kaynaklanan bir alacak ortaya çıkar.
Taşınmazın paylı mülkiyette olması halinde ise ortaklığın giderilmesi gibi farklı hukuki süreçler gündeme gelir.
Bu nedenle “boşanınca ev mutlaka satılır” şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Aile Konutu Mal Paylaşımından Farklı mıdır?
Aile konutu şerhi ile mal paylaşımı aynı konu değildir.
Aile konutu düzenlemelerinin amacı evlilik devam ederken eşlerden birinin aile yaşamı açısından önemli olan konut üzerinde tek başına tasarrufta bulunmasını sınırlamaktır. Mal rejimi tasfiyesi ise evlilik sona erdiğinde ekonomik paylaşımın nasıl yapılacağını belirler.
Bir taşınmazın aile konutu olması, o taşınmazın otomatik olarak yarısının diğer eşe ait olduğu anlamına gelmez.
Taşınmazın mal rejimi kapsamındaki niteliği ayrıca incelenir.
Kadıköy’de Boşanmada Mal Paylaşımı
Kadıköy’de boşanma ve mal paylaşımı sürecinde özellikle taşınmazların yüksek ekonomik değeri nedeniyle dava öncesi inceleme önem taşır. Tarafların Moda, Fenerbahçe, Caddebostan, Koşuyolu veya Kadıköy’ün başka bölgelerinde sahip olduğu taşınmazların yıllar içinde ciddi değer değişikliği göstermesi, tasfiye hesabını doğrudan etkiler.
Ancak hukuki değerlendirme taşınmazın bulunduğu semte göre değil, malın edinildiği tarih, finansman kaynağı ve eşler arasındaki mal rejimine göre yapılır. Yerel taşınmaz değerleri ise bilirkişi değerlemesinde önem kazanır.
Dava açılmadan önce tapu kayıtlarının, kredi ödemelerinin, banka hesaplarının ve varsa şirket paylarının birlikte incelenmesi, hangi alacak taleplerinin ileri sürüleceğinin belirlenmesini sağlar.
Boşanma, mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat süreçlerinin genel çerçevesi hakkında “Kadıköy Boşanma Avukatı” sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Mal Paylaşımı Davası Açılmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?
Mal paylaşımı davası açılmadan önce ilk yapılması gereken, evlilik boyunca edinilen malvarlığının mümkün olduğunca eksiksiz şekilde belirlenmesidir. Taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırım hesapları, şirket payları ve yüksek değerli diğer varlıklar liste halinde çıkarılmalıdır.
Bunun ardından her malın ne zaman edinildiği, bedelinin hangi kaynaktan ödendiği ve üzerinde kredi veya başka bir borç bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Miras, bağış veya evlilik öncesi birikim gibi kişisel mal iddiaları varsa bunların belgeleri ayrıca toplanmalıdır.
Boşanma süreci başlamadan kısa süre önce yapılan mal devirleri ve olağandışı para transferleri de gözden kaçırılmamalıdır.
Bu hazırlık, dava sırasında malvarlığının yalnızca tahminler üzerinden tartışılmasını önler.
Boşanmada Mal Paylaşımında Hukuki Değerlendirme
Boşanmada mal paylaşımının doğru yapılabilmesi için öncelikle tarafların hangi mal rejimine tabi olduğu belirlenmelidir. Ardından her malın kişisel veya edinilmiş mal niteliği, finansman kaynağı, varsa kredi borcu ve tarafların katkıları ayrı ayrı incelenir.
Mal paylaşımı davalarının en önemli özelliklerinden biri, görünüşte basit bir malvarlığı listesinin altında karmaşık finansal ilişkilerin bulunabilmesidir. Evlilikten önce alınan ancak evlilik sırasında kredisi ödenen bir ev, aileden gelen para ile alınan taşınmaz, şirket payları veya boşanma öncesinde üçüncü kişilere yapılan devirler farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Bu nedenle mal paylaşımı, yalnızca “hangi mal kimin üzerinde?” sorusuyla çözülemez. Paranın kaynağı, edinme tarihi ve malın tasfiye sırasındaki değeri birlikte incelenmelidir.
Göney Hukuk ve Danışmanlık, Kadıköy’de bulunan hukuk bürosunda boşanmada mal paylaşımı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı talepleri ile aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
İnternet sitesinde yer alan açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Boşanmada mal paylaşımının sonucu, evlilik tarihi, mal rejimi, malların edinilme şekli, finansman kaynakları ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Bir yanıt yazın